Laos un Pakse kentinden havalandıktan sonra Kamboçya nın Siemreap kentine iniş yaptık, uzak doğu ülkelerinde pekte alışık olmadığımız modernlikte bir havaalanı idi, pasaport işlemleri güler yüzlü polislerce çabucak yapıldı. İlk gün otelde biraz dinlendikten sonra şehri tanımak üzere yollara düştüm, Her Budist ülkesinde olduğu gibi tapınaklar ve rahipler ilgi odağımdı. Bu şehirde dünyaca ünlü iki antik tapınak var AnkgorWat ve AngkorTom tapınakları, ikisin de çok eski ve şehir tapınak olduğundan Km2 lerce alana kurulmuşlar, her biri için bir gün ayırmalısınız.
Bu tapınaklar geçmişi 3.yy dayanmakla birlikte, XII. yy kıral Suryavarman tarafından bu günkü halinde 5,6 Km2 alan da inşa edilmiş.
Öncesinde Hindu tapınağı olarak inşa edilmiş olmasına rağmen ,VI.yy dan itibaren Budizmin o yörede gelişmesi ile Budizm’in hac noktası olmuş.
Siem reap tan otobüs ile uzun, yorucu yolculuktan sonra başkent Phnom Penh a vardım, motorlu rikşa ile turistik otellerin bulunduğu bölgeye geldim sırt çantam omzumda, ter ve sıcak bunalmış durumdayken, oda istermisin den esrar, haşhaş istermisin diyen bir sürü tiple muhatap olmak beni tedirgin etmişti, neyse temiz düzgün bir oda bulabildim, önceden edindiğim bilgiler ışığında bu şehirde dikkatli olmam gerekiyordu ki öylede davrandım.
Bu kentte iki önemli yer var biri 25 Km mesafedeki Budha Park 6.yy inşa edilmiş 200 adet dev buda heykellerin olduğu açık hava müzesi, diğeride Ölüm tarlalarının ve soykırım müzesinin bulunduğu bölüm. Vietnam ve Kamboçya daki Amerika nın yenilip adeta kaçarcasına terk ettiği Kamboçya'daki iç savaş ve soykırımın tahribatları çok ağır oldu. Pol Potçuların iktidardan düşürülüşünün ardından onlarca yıl geçmesine karşın, Kampuç halkı hala bir sıcak ekmeğe ve içilebilecek temiz bir tas suya muhtaç. Kamboçya'nın başkent Phnom Penh'e e yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Ölüm Tarlaları denilen toplu mezarların bulunduğu meşhur Ölüm Tarlaları'nda dikilen, insanlık dramını anlatan Jenosid (soykırım) Anıtı.
Hikayesine gelince: Pol Pot'un ardında bıraktığı diğer bir 'tarihi mirastır'. İnsanlık utancı olarak gelecek nesillere 'hediye' edilen pirinç bataklıklarının hemen yanı başındaki bu yerde, her kuyuda 100 ile 500 arası insan cesedinin bulunduğu 129 toplu mezar var. İsim ve tarihi olaylar, böylesi suçların bir daha yaşanmaması için mermer taşlara işlenmiş. Cam kafeslerin içinde kurbanlara ait kuru kafalardan oluşan bu monüment çevresinde, gözlerine inanamayan korku içindeki turistlerden para dilenen çocukların dramı ise başka bir acı gerçeklik.
Zulmün kalesi yıkılıyor Fransızca’yı çok iyi bilen, ancak başkaları bildiği için onları "dış güçlerin ajanı" diye kesen Pol Pot, her türlü modern araç-gereç ve yaşama düşmandı. Yaklaşık dört yıl süren zulmün sonunun yaklaştığını gören Çinli danışmalarının hiç olmazsa "4 modern savaş araç ve metodlarını kullan" önerisine de karşı çıkan Saloth Sar, kendisini faşist olarak niteleyen Vietnamlı kuvvetlerin 1978 Aralık ayında Sovyet yapımı modern askeri motorize kuvvetlerinin eşliğinde başkent Phnom Penh'e düzenledikleri saldırı ile kovunca, ne kadar yanıldığını anladıysa da, artık çok geç olmuştu. Başkent 7 Ocak 1979'da düşünce, PP'liler büyük panik ve kayıplarla kendilerini zar zor ABD'nin kontrolündeki Tayland’ın kuzeyine atabildiler. Ülkeye yaklaşık 100 bin asker, sivil-danışman ve teknik mühendisle giren Vietnamlılar, kendi denetimlerinde yeni bir hükümet kurdular. Halk yeniden şehirlere dönerek 'normal' bir yaşama alışmaya çalıştı. Ancak ortada toplumsal alt yapı diye bir şey kalmamıştı. Her şeye yeniden başlanmalıydı, ancak her şeyini kaybeden ve aile fertlerinin bile nerede olduğunu bilmeyen ve neye uğradığını şaşırmış halkta o gün bugündür artık birbirine güven de kalmamıştı.,3 yıl, 10 ay ve 20 gün içinde yaklaşık 1 milyon 500 bin ile 2 milyon arası insan öldüren Kızıl Kmerler, savaş suçu mahkemelerde hesap vereceklerine, kaçtıkları Tayland sınırında, ABD ve bazı Batılı rejimlerin büyük desteğiyle yeniden toparlanıp önemli bir güç haline getirildiler. ABD denetimindeki Birleşmiş Milletler (BM) ise soğuk savaş bitimine kadar Pol Pot ve Kızıl Kmerlere 'Kampuç halkının tek temsilcisi' olarak sandalye verdi. 1980'de CIA Başkan Yardımcısı Ray Cline'ı Tayland'a Pol Potçularla yeni gizli görüşmelere gönderirken, Reagan’ın yakın yoldaşı Demir Lady Margereth Thatcher ise 1983'te İngilizlerin meşhur Özel Hava Kuvvetleri dedikleri özel harpçi SAS komando subaylarını Tayland-Kamboçya sınırına göndererek, Pol Pot çetelerini "yeni modern savaş teknolojisi ve modern mayınlar" konusunda eğitiyordu. Kamboçya halkı bugün bile hala dünyanın mayınlarla döşenmiş en riskli ülkelerinden biridir. Bu nedenle bu ülkede fazla kalmayı düşünmediğimden Hongkog a geçip oradan da 2.ci defa doyamadığım Nepal e gittim.