Tayland Hint okyanusu ve Pasifik okyanusuna kıyısı olan,
Myanmar-Laos-Kamboçya ve Malezya ile sınır komşusudur.
Uzak doğudaki bu ülke kırallıkla yönetilmekte ve en büyük
övünç kaynakları, tarihleri boyunca hiçbir zaman sömürge
olmamışlar. 517.000 Km2 yüzölçüme sahip, kalabalık bir
ülke, nüfus 63 milyon.
İstanbul’dan direkt uçuşla 9 saat, bazı havayolları, ucuz
ama Dubai veya Doha üzerinden aktarmalı 15 saati buluyor.
Tayland a inince havaalanından çıktıgınızda, nemli, sıcak
muson iklimini sizi bekler buluyorsunuz. Bu nedenle Tayland
a gitmek için en uygun zaman kasım/şubat arası ideal zaman.
Yıllık ortalama sıcaklık 25–30 derece arası olup, mart
sonrasında bunaltıcı sıcaklar başlıyor, her zaman yağmurluğunuzun
yanınızda olmasında fayda fayda var. Haziran dan ekime
kadar zaman diliminde giderseniz, tropikal muson yağmurlarından
dolayı ne gezebilir, nede fotograf çekebilirsiniz. Resmi
dil Tai ce olmasına rağmen, çoğu insan İngilizce bilmekte,
ancak dillerinin altında akide şekeri varmış gibi konuştuklarında,
biraz dikkat etmeniz gerekiyor. Başken Bangkok 1782 yılında,
kıral 1. Rama tarafından kurulmuş, Tai cesi melekler şehri
anlamına gelen çoook uzun bir kelime kısaltılmışı Krugg
Thep dir. Şehrin içinden geçen Chao Phraya nehri ve birçok
kolu, ulaşım rahatlığı sağladığı gibi, başkente ayrı bir
hava vermiş. Nehrin kolları arasında kot (yükseklik) farkı
oldığundan, ara kanaldaki havuzlar sayesinde birinden
diğerine geçmek (su asansörü) kolay ve zevkli oluyor.
Şehir merkezinden uzaklaşmaya başlayınca, kazıklar üzerine
kurulmuş evler, mahalleler oluşturuyor, buda fakirlikle
birleşince, egzotik ve mistik bir hava oluşturuyor. Sokak
yerine nehir in kolları ve kanallardaki seyyar satıcılar
da (ki el arabası yerine kayık la dolaşıyorlar) Bangkok’u
renklendiriyor. Tai kültürünün güzel örneklerini görebileceğiniz
Bangkok taki tapınakların, birçoğu Unesco tarafından,
Dünya kültür mirası listesine alımıştır. Bangkok taki
görülmesi gereken, Temple of Emerald Budha-Wat Pho ve
5.5 ton saf altından yapılmış Buda heykelinin bulunduğu
Wat Traimit tapınaklarıdır. Dev boyutlardaki yatan Budha
heykelide görülmeye deger dir. Ayrıca 1782 yılında Prens
Wang Na nın sarayı olarak inşa edilmiş, sonra milli müze
ya dönüştütülen nehir kenarındaki bu müze, güney doğu
Asya nın en büyük müzesi olup, mutlaka görmelisiniz. Uzak
doğu nun venediği olarak bilinen Bangkok ta, nehir turuna
gitmelisiniz, nehir de botla dolaşırken kameranızla, muhteşem
kare ler yakalarsınız. Bu tur, kayıklarla mallarını satışa
sunan, semt pazarlarınada uğradığından bu turu ihmal etmeyin.
Gecelere gelince... 24 saat yaşamın devam ettiği, Bangkok
gecelerinin bir benzeri olduğunu sanmıyorum, Restorantlar,
barlar, gece kulüp lerinde hayal âleminin ötesinde yaşarsınız,
fazlasını yazmıyorum, yaşamanız gerekir. Yoruldum dediğiniz
yerde, her adımda rastlayacağınız, ayak masajı yapan yerler
var, 10 dakikası bir dolar, yaptırdıktan sonra çıkıp 10
Km. daha yürüyebilirsiniz. Tayland ın tamamı coğrafya
ve yabanıl hayat açısından son derece zengin bölge olup,
mutlaka gezmelisiniz,1–3 hafta arası traking turlarına
katılırsanız, unutamıyacağınız, anılarınız ve fotoğraflara
sahip olursunuz. Tayland ın belli başlı tristik yerleri
arasında Phi phi adası ve ana karadan dar bir boğazla
ayrılan Phuket adası yüzme, dalma, yelken sporlarının
merkezi olduğu gibi coğrafi özellikleri ilede ilginizi
çekecek. Özellikle, Sirinat milli parkı 90 Km2 ki bunun
68 Km2 si Deniz ve göllerin birbirine kaynaştığı cangıl
görülmeğe değer. Phuket in Patong pilaji na gelince, muhteşem,
günün keyfini plajda çıkardıktan sonra, plaja parelel
caddedeki, barlar akşam için sizi bekliyor olacak. Şehir
içinde taksi yerine daha ucuz ve zevkli olan Tuk-tuk denilen
3 tekerli motorsikletten bozma taşıma araçlarınada binebilirsiniz,
ancak berbat şehir trafiğine, tuk-tuk sürücüsünün cambazlığı
eklenince ciddi tehlikedesiniz demektir, hani insanın
yüreği ağzına geliyor derler ya öyle bir şey. Büyük mağazalarda
özellikle mücevher satışı yapılanlarda Tayland lı kızlar
size Tütkçe konuşarak eşlik ediyorlar, uyanık insanlar!
Türkiye dede çok tanınan, Pattaya trizm cenneti gibi gözüksede,
aslında sex cenneti (kronik abazanların başkenti),yalnız
şunu hatırlatmak isterim AİDS in Dünyada Afrikadan sonra
en çok görüldüğü yer. Pattaya yı görmek planımda yoktu,
Bangkok a 140 Km olunca hadi bir bakayım yaptım, Eskiden
küçük balıkçı kasabası iken, şimdilerde yukarıda yazdığım
özelliklere sahip, birde sivrisinekleri meşhur, ısırdığı
yer yara oluyor. Şehir canlı, ama böylesine bir yer pis
olmaması gerkir, çok pis buldum. Gittiğim ülkelerde sokak
satıcıları insanlara yapışır rahatsız ederdi, burdada
akşamları fahişeler insanı rahatsız edecek kadar israrcı
tavırları ile bıktırıyorlar. Pattayada görülmesi gereken
yer, yakınlardaki Koh Lan adası, Kumsalar, palmiyeler
olağan üstü güzel ve Tayland dan Singapur ageçiyorum.
SINGAPUR; 1962 yılına kadar Malezya toprakları iken, Ülke
fakir, işsizlik had safhada, zengin iş adamları hükümetlerine
bir öneri götürmüşler, bu adayı (ki o dönemde sazlık bataklık
hiçbir ticari niteliği olmayan) bize verin burada bağımsız
bir devlet oluşturalım, serbest bölge misali açık Pazar
yapalım ve ülkemize gelir sağlarız vb. fikir üreterk Malezya
dan onay almışlar. Bu gün ise Singapur Avrupa kadar medeni,
temiz, Amerika kadar lüx, paraları singapur doları, bizim
paramızla (YTL) aynı değerde bir ülke olmuş, tüm çalışan
emekçiler ise Malezyalı. Coğrafya olarak gezilebilecek
yeri yok dersem yanlış olmaz, Şehir ve kasabalar çok modern
binalar, yollar tertemiz, bu durumda ben zaten şehirlerde
yazacak, görüntüleyecek birşeyler bulamam. Bu durumda
Singapur u pas geçin derim.