VARANASİ

Ganj nehrinin kıyısına yerleşmiş, Hindistan’ın en kutsal yerlerinden biri olan “Şiva’nın şehri” Varanasi. Hindu hacılar buraya günahlarından arınmak için gelir. Ayrıca Hindistan’ın başka yerlerinde ölmüş olan kişiler –eğer imkânları varsa- buraya getirilir, burada törenle yakılır ve külleri Ganj nehrine atılır. Böylece ruhlarının kurtuluşa ereceğine inanırlar. Ayrıca bir Hindu için Varanasi’de ölmek, ruhun tekrar tekrar dünyaya gelmekten kurtaran moksha’ya ulaşmasını sağlar.

Varanasi 2 bin yıllık geçmişi ile içinde halen yaşanan dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Bilinen tarihe göre şehrin ilk kuruluşu M.Ö. 1400 – 1000 yıllarına kadar gider. Kuzey Hindistan’daki bir Aryan kabilesi olan Kashiler buraya ilk kez yerleşmiş ve daha sonra burası Hindu inanışı olan Kosala krallığı tarafından ele geçirilmiştir.

8. yüzyılda yaşamış olan büyük filozof Şankaraçarya’nın ortaya çıkmasıyla Hinduizm, reform dönemi geçirmiş ve öğretide Şivaya ibadetin esasları oluşmuştur. Böylece Varanasi önem kazanmıştır.

11. yüzyılda Varanasi, Afganistan’dan gelen Müslüman saldırılarıyla yıkılıp talan edilmiştir. Daha sonra gelen Moğol imparatoru Âlemgir bu şehre en büyük zararı vermiş ve kenti tamamen tahrip etmiştir.

Hindistan’da hep karşılaşacağınızı söylediğimiz büyük insan kalabalığı Varanasi’de doruk noktasına ulaşacaktır. Şehrin anayolları diyebileceğimiz asfalt yollarda insanlar kaldırımda yürüyor gibi gitmektedir; aslında bu şehirde pratik olarak kaldırım ve cadde ayrımı yok gibidir. Bu caddelerde motorlu araçların geçmesini sağlamak hemen hemen imkânsızdır. Bu nedenle oto-rikşa ve bisikletrikşa en uygun ulaşım araçlarıdır.

Eski şehrin birbirine yapışık gibi yapılmış evleri arasında daracık yollar kalmıştır ki bunlara sokak bile denemez. Otomobilin girmesi imkânsız olan bu labirent gibi yollarda iki kişi yan yana yürüyemez. Bu ara yollarda kaybolmadan dolaşabilmek için sürekli olarak Ghat’lara giden yönleri gösteren oklara bakın.

Ghatlar
Varanasi’nin en çok ilgi çeken yerleri Hindu’ların kutsal banyolarını aldıkları Ghatlardır. Bunlar aslında, Ganj nehrinin yılın her döneminde yükselip alçalması olayına karşı nehre girişi sağlamak için yapılmış basamaklardır.

Varanasi’de yüze yakın Ghat, yan yana sıralanmış durumdadır. Bunların en önemlisi Dasaswamedh Ghat tır. Bu Ghat’ın kelime anlamı Brahmanın 10 at kurban ettiği yer demektir.

Burning Ghat
Ölü yakılan Ghatlar

Hemen hepsi banyo ve ibadet için kullanılan Ghatlardan bazıları sadece ölülerin yakılması için ayrılmıştır ve bunlara “burning ghat” yani “yakma ghatları” denir.

Burning Ghatlarda ölülerin yakılması faaliyetleri günün 24 saati kesintisiz olarak devam eder. Buraya Hindistan’ın hemen her yerinden ölü bedenler getirildiğini düşünürsek bu kadar çok sayıda bedenin hemen yakılması pratik olarak mümkün değildir. Bu iş için sıraya girilmesi gerekir. Bir bedenin yakılması için 380 kg. kadar kuru ağaca ihtiyaç var. Töreniyle, ibadetiyle ve bölgenin temizliğiyle bir yakılma olayı 3 saat kadar sürer.

Aarti Törenleri
Varanasi, Ganj kıyısında yer alan bir şehir. Hindistan’da bir çok şeyin tanrısı olduğu gibi Ganj Nehrinin de bir tanrısı vardır. Bu tanrının adı: Ganga’dır.

Ganj nehri kıyısında her akşam güneş batarkene Tanrı Ganga’ya saygı içeren ve ona ibadet edilen Aarti veya tam adıyla Ganga – Aarti törenleri yapılır. Bu törenler, Ganga tapınağında çalınmaya başlanan gonglar ve zillerle başlar. Tapınaktaki Ganga heykelinin önünde kısa bir Puja töreni yapılır.

Ganj kenarında kurulmuş olan 10 kadar platformda özel giysileri ile bir Hindu ashramında eğitim görmekte olan gençler, asıl tören için hazır durumda beklemektedir. Ganj tapınağındaki Puja bittikten sonra küçük bir Hint müziği grubu ilahiler çalmaya başlar. Toplanmış olan halk da hep bir ağızdan ilahilere eşlik eder. Bu sırada Ashram üyesi gençler belirli sembollerle, birbirine uyumlu şekilde Puja yapmakta ve arada Mudra denilen el hareketlerini yapmaktadır. Kullandıkları aletler bir çan, bir tutam tütsü, bir miktar taze çiçek, buhurdanlık, mumlardan yapılmış meşale, küçük bir kap süt gibi şeylerdir. Bunların hepsinin sembolik anlamları vardır. Hir bir aletin el kol hareketleriyle Mudra halinde kullanılması, dört ayrı yönde tekrar tekrar yapılmasıyla devam eder.

Aarti töreninin sonunda meşaleler halkın arasında dolaştırılır, herkes bu meşalenin kutsal ateşine dokunup yüzüne sürmek için yarış eder. Ganj nehrine törenle bir miktar süt dökülür ve böylece Aarti töreni bitmiş olur.

Yukarıdaki yazıları okuyan arkadaşlarımda, çok ansiklopedik bilgi sıkıldım diye düşünenler olabilir. Ancak Hindistan da iki türlü gezi yapılabilir, birincisi; Dinler tarihi ve mistik kültür, İkincisi; Coğrafya, gece hayatı ve eğlence olmadığından, olsa da bana uymadığından bu tür bilgilere öncelik vermekteyim. Rishikesh’ te buluşmak üzere.