Tabiî ki Hindistan da birkaç gün geçirdikten sonra, mistik
ve büyülü havanın içerisinde hertarafın pis olması dikkatinizi
çekmeye başlıyor, ayrıca, yemek kültürü bizimkine hiç
benzemediğinden, açlık sorunum başlıyor, ama böylesine
muhteşem kültür ve coğrafyası olan bir ülkede bunu hiçte
sorun etmeye niyetim yok.
Ajmer, Hindistan Müslümanları için bir Hac yeri gibidir.
Ajmer’de bulunan Muiniddin Chisti Hazretlerinin türbesi
“Dergâh” adıyla anılır ve her Hintli Müslüman, hacca gitmeden
önce mutlaka bu türbeyi ziyaret edip buradaki zattan “icazet”
alır. Ayrıca Müslümanların bütün kutsal günlerinde kandil
ve bayram günlerinde Dergâh, olağanüstü kalabalık günler
yaşar. Ziyaret için tenha günlerden birini seçmenizi öneririm.
Ajmer şehri M.S. 145 yılında Raja Ajapial tarafından
kurulmuş, Hazret Muiniddin Chisti ismindeki sufi derviş,
1192 yılında Ajmer’e yerleşmiş ve 1235 yılında burada
vefat etmiştir. O bölgede İslam dininin yayılmasında etkin
bir isim olmuştur.
1556 yılında Büyük Moğol hükümdarı Ekber, Ajmer’i alıncaya
kadar Mewar, Malwa ve Jodhpur racaları burada hüküm sürmüştür.
Ekber, Dergâh’ı Müslüman hac yeri olarak ilân etmiş, ayrıca
bir de saray yaptırmıştır.
Bu dönemden sonra Ajmer’e gelen her zengin Müslüman,
buradaki fakirlere dağıtmak üzere pilav ve helva pişirmek
üzere bağış yapmaya başlamıştır. Bu gelenek, günümüze
kadar gelmiştir. Ajmer’deki Dergâh’ta pilav ve helva pişirilen
iki dev kazanı göreceksiniz. Bu kazanların içinde çuvallarla
pirinç, kâğıt paralar, kurdelelere bağlanmış altın bilezik
ve takılar biriktirilmekte ve Ramazan ve Kurban bayramlarında
bu dev kazanlarda pirinç pilavı ve irmik helvası pişirilerek
halka dağıtılmaktadır.
Dergâh binasının (türbenin) kapıları sürekli olarak kapalıdır.
Ancak ezan saatlerinde ve belirli saatlerde kapılar açılarak
ziyarete izin verilir. Kapılar açılana kadar dışarıda
biriken yüzlerce kişi bir anda hücum edince büyük bir
izdiham oluşur. Dergâh binasına girmeyi düşünüyorsanız
bu izdihama karşı hazırlıklı olun. Para, pasaport ve varsa
fotoğraf makinenizi iyi koruyun. Dergah a erkeklerde başı
açık giremez, kapı önünde satılan ucuz takkelerden bir
tane almayı ihmal etmetin.
Jain Tapınağı
Ajmer, bir şehir olarak tamamen İslami atmosfere sahiptir
ve her yerde İslam’ı hatırlatan görüntülerle doludur.
Ancak, bu şehrin nüfusunun %25 nin Jain ler oluşturur.
Ajmer’de tren istasyonunun biraz ilerisinde bulunan Nasiyan
Jain Tapınağını giremeseniz bile görmenizde fayda var.Bu
tapınağın ana binası sadece Jain’lere açıktır. Müze bölümüne
ise herkes girebilir.
Ana girişten dar merdivenlerle üç kat kadar yukarıya
çıkıp pencerelerden baktığınızda geniş bir salonun içinde
tamamı altın bir masal diyarının sizi beklediğini göreceksiniz.
Hindistan’ın her köşesinden Jain tapınakları, etrafında
kalelerle korunmuş, bazılarında ordu hazır bekliyor halde
modellenmiş. Salonun ortasına büyükçe bir dağ modeli yapılmış,
havada uçan uzay aracına benzeyen modeller (vimanalar)
var, bunların içinde ikişer kişi oturmuş; tüm modeller
altından. Bütün ortam sarı ışıklarla aydınlatılmış, bu
oradaki atmosferi daha da etkili kılıyor. Pencerelerden
saatlerce baksanız doyamayacağınız bu müzede bütün modellerin
filler, insanlar, ordular, at ve develerin ince bir işçilikle
ve aslına sadık kalınarak yapıldığını göreceksiniz.
Bu müze, 1864 yılında bir elmas tüccarı tarafından yapılmış
ve 1895 yılında törenle açılmış. Toplam olarak 1.000 kilo
kadar altın kullanıldığı tahmin ediliyor. Salondaki görüntüler
içinde Kutsal Sumeru tepesi, Ayodhya şehri görülebiliyor.
Her yıl 23 Kasım’daki Jain bayramında bu Tapınak, Jain
toplumu tarafından ziyaret ediliyor ve burada törenler
yapılıyor. Buralara gelip buradan dolmuş ile 30 dakika
ilerdeki Pushkar a gitmemek olmaz diyorum ve pushkar a
gitmek üzere dolmuşa atlıyorum.