33 saatlik tren yolculuğundan sonra, Old Goa istasyonuna
gelmiştik. Ankara dan başlayan yolculuğumuz, İran, Pakistan
ve Hindistan derken haftalar geçmiş, aslında ciddi olarakta
yorulmuştum. Goa da biraz dinlenmek, nehirde yerel kanolarla,
bu bölgeye has cangıl ormanlarda gezinecek, vahşi doğanın
içinde fotoğraflar çekecektim. Ayrıca Dünya ca ünlü diğer
ucu görülmeyen, binlerce palmiye ağacının süslediği plajlarda
yüzecek ve yorgunluk atıp, akşamları Arab denizi kıyısında
kumların üzerine kurulmuş masalarda, günlük okyanus balıkları
yiyecektim. Düşündüklerimin hepsini uyguladım, kaldığım
sürede çevre gezileri dâhil, eski Goa da ki Katedrale
dahi gitme imkânını yarattım. Henüz muson yagmuru mevsiminin
sonunda olmamıza rağmen arada bir kısa da sürse, o yağmurların
altında ıslanmanın zevkini çıkarttım.
Gezginleri Hindistan’a çeken ilk neden kültürel zenginlik
ve tarihi doku sayılabilir. İkinci sırada dağcılık ve
kış sporları yer alıyor diyebiliriz. Bunların yanı sıra
Hindistan’ın mükemmel plajları ve muson mevsimi dışında
kalan uzun bir zaman diliminde yüzmeye uygun tertemiz
bir denize sahip olduğunu biliyor muydunuz? Goa eyaleti
işte bütün bu güzellikleri içinde barındırır. Goa, uzun
yıllar, Portekiz’in sömürgesi olarak kaldıktan sonra Hindistan’a
ancak 1961 yılında katılmıştır. Burada Akdeniz-Hıristiyan-Latin
kültürünün karışımını çok net bir şekilde gözleyebilirsiniz.
Goa’da düşük bütçelere uygun, tadına doyulmaz deniz tatili
imkânlarını bulabilirsiniz.(5 – 6 dolara çok iyi iki kişilik
oda mümkündür)
Goa, Portekiz İmparatorluğu’nun doğudaki başşehriydi
ve Lizbon ile aynı ayrıcalıklara sahipti. 1575 -1600 yılları
arası Goa için “Altın yıllar” olarak tanımlanmıştır. Ancak
Hollanda’nın deniz ticaretinde üstünlük sağlamasıyla bu
dönem sona erdi. 1680 yılında Moğollar’ın bölgeye saldırıları
ve kolera salgını gibi nedenlerle Eski Goa’daki başken,
önce Margoa’ya (Madgaon), sonra 1759 yılında Panaji’ye
taşındı. Hindistan, 1945 yılında bağımsızlığını kazandıktan
sonra Portekiz, Goa eyaletini ve Daman ve Dia adalarını
elinde tutuyordu. 1955 yılında Satyagrahi’ler (şiddet
karşıtı göstericiler) Goa’ya girmeye çalıştı ama Portekiz’liler
tarafından sınır dışı edildiler. Daha büyük sayıda toplanıp
tekrar gösteri yapan Satyagrahi’lerle Portekiz askerleri
arasında çatışma çıktı. Ölen ve yaralananlar oldu. 1961
yılında Hint ordusu Goa’yı denizden de kuşatarak baskı
uyguladı ve Portekiz, 450 yıllık hükümdarlıktan sonra
eyaleti teslim etmeye razı oldu.
PANJİM (PANAJİ)
Portekiz’liler, Goa’da üç şehir kurmuştur. Goa Velha (Old
Goa), Panjim (New Goa) ve Margao (Madgaon). Panjim, Old
Goa’nın banliyösü gibidir ve Mandovi nehrinin denize açılan
ağzında sahilin bir tarafında kuruludur. Burada Archbishop’un
sarayı, modern bir liman, hükümet binaları ve alışveriş
merkezleri bulunur. Panjim, bir eyalet merkezi olmasına
rağmen, burada soğuk resmi binalar yerine bir tatil beldesinin
yumuşaklığı ve sükûneti gözlemlenir. Şehrin içine doğru
öncelikle İdalcao Palace binasını göreceksiniz. Burası
bir zamanlar Adil Şah hanedanının kalesiydi. Portekizliler,
1615 yılında burayı restore etmiş ve Valilik Sarayı olarak
kullanmışlar. 1843 yılında Sekreterlik olmuş ve günümüzde
Bölge Pasaport Ofisidir, Kubbesi yıkılmış durumdaki Jama
Masjid (Cuma Camisi) Panjim’deki ender İslamî yapıdan
biridir ve 18. yüzyıla aittir.
OLD GOA
Bijapur Krallığının ikinci merkezi olarak kurulmuş eski
bir yerleşim yeridir. Günümüze Bijapur dönemine ait herhangi
bir kalıntı kalmamıştır. Ancak, daha sonraki Hıristiyan
döneminde, özellikle 16. Yüzyılın ortalarında St. Franzis
Xavier’in ve Albuquerque’in çabalarıyla burada yapılan
kiliseler ve katedrallerle Old Goa tarihinin altın çağını
yaşamıştır.
Old Goa, çevresinde surları ve Mandovi nehri kenarındaki
rıhtımıyla yönetim ve ticaret merkezi olmuştu. Old Goa’daki
önemli yapıları şöyle sıralayabiliriz.
Se Katedrali: Old Goa’daki en büyük katedraldir. 1562
yılında Kral Dom Sebastio döneminde yapılmaya başlanmış
ve 1619’da tamamlanmıştır. Sunak bölümünün yapımı 1652
yılına kadar gecikmiş, tapınağın masrafları, hazinenin
yetersiz kalması nedeniyle Kral’ın şahsî zenginliklerinin
elden çıkartılmasıyla ancak bitirilebilmiştir. Se Katedrali,
mimarî yönden Portekiz – Gotik sanatının bir ürünüdür
ve dış yapısı Tuscan, içyapısı ise Korint ekolüne aittir.
Orijinal yapıdaki iki kuleden biri 1776 yılında çökmüştür.
İkinci kuledeki çan, Goa’daki en büyük çandır ve canlı,
parlak sesi nedeniyle “Altın Çan” diye adlandırılmaktadır.
Ana tapınak, İskenderiye’li azize Katerina’ya adanmıştır,
duvarlarda bu azizenin yaşamı ve şehit edilişine ait sahneler
resmedilmiştir. Katedralin hemen yanındaki Engizisyon
Sarayı, ortaçağ karanlığının ünlü mahkemelerinin yapıldığı
yerdi. Yeraltında yapılmış zindanıyla tam bir cezaevidir.
1561 – 1774 yılları arasında burada toplam 160 bin dava
görülmküş, 1814 yılında ise Engizisyon mahkemeleri yasaklanmıştır.
Convent of St. Francis of Asisi:
Günümüzde Arkeoloji müzesi olarak kullanılıyor. Buraya
kadar gelmişken bu müzeyi görmeden gitmeyin. Müzenin ilk
katında Goa’da şimdiye kadar görev yapmış tüm Portekizli
valilerin yağlıboya tabloları yer alıyor. Bu tablolar
arasında Vasco da Gama, Albuqerque gibi tarihi isimleri
görebilirsiniz.
Professed House ve Bom Jesus’un Basilica’sı: UNESCO tarafından
Dünya Kültür Mirası listesine alınmış olan Bom Jesus’un
Basilica’sı bütün Roma Katolik dünyasınca tanınan ünlü
bir kilisedir. Basilica, Portekiz’in Uzakdoğudaki kolonilerinde
Hıristiyanlığı yayma çabası içinde 1541 yılında ölen Aziz
Fransis Xavier’in türbesini ve ölüevini içermektedir.
Cizvit öğretinin kurucusu Aziz Ignatius Loyola’nın bir
öğrencisi olan Aziz Xavier, Hıristiyanlığı yaymak üzere
doğuya yaptığı gezilerinde efsaneler yaratmış ve mucizevî
sonuçlar elde etmiştir.1542 Yılında Goa’ya gelen Aziz
Xavier, 1552 yılında Japonya’da bulunduğu sırada ölmüştür.
Aziz Xavier’in cenazesi daha sonra Malaka’ya götürülmüş
ve buradaki bir kiliseye yerleştirilmiştir. 1554 yılında
öğrencileri saygı sunma gerekçesiyle mezarı açma izni
almışlar. Cesedin hâlâ bozulmamış olduğunu görünce Goa’ya
gönderilmesine karar verilmiş. Cenaze, 1613 yılında yılında
Professed House’a ve daha sonra Bom Jesus Basilica’sına
yerleştirilmiştir. Cenaze, bu tarihten sonra her 10 yılda
bir Aziz Xavier’in ölüm tarihinde halkın ziyaretine açılmaktadır.
Aziz’in cenazesi artık eskisi gibi bütün durumda değildir.
Malaka’daki mezarın fazla küçük olması nedeniyle cesedin
boynu kırılmıştır. 1554 yılında Aziz’den bir anı almaya
çalışan bir kadın, cesedin bir başparmağını kopartmıştır.
1615 yılında cesedin sağ elinin bir parçası kesilerek
incelenmek ve sergilenmek üzere Roma’ya gönderilmiştir.
Elin geri kalan kısmı da daha sonra Japonya’daki Cizvitlere
gönderilmiştir.
Bu muhteşem yerleri gördükten sonra Goa dan ayrılmak
zamanı gelmişti ve Hindistan rotamızın son ayağı olan
Mumbai ( Bombay) e doğru yola çıkmak üzere, yine eski
Goa daki istasyonun yoluna düşmüştüm. Ancak amatör ruhla
rehber gezginlik yapan Zafer beyden Ocak / 2008 deki,
Mumbai den başlayıp, Goa ve oradan Hindistan ın en güney
uçlarına kadar inme sözü nüde peşin almıştım. Katılmayı
düşünen arkadaşlarım için web sitesini tekrar yazıyorum.
http://www.hindistangezi.com