FAS - TANCA (TAGER)

TANCA; Fes in güzelliklerini geride bırakarak, yine trenle Cebelitarık boğazındaki Tanca (Tanger) şehrine doğru yola çıkıyorum, hava karardıktan sonra boğaza hakim otelime sırt çantamı atıp hemen odadan dışarı çıkıyor ve sokaklara düşüyorum, otelim liman a karşı sırtını eski sehire dayamış harika boğaz manzarası olan bir konumda. Eski şehir içi o dar sokaklardan geçip büyükçe bir meydana geliyorum ve meydandaki ilk küçük lokantaya oturuyorum Tanca nın serin havasında açık havada gelen, geçen insanların bakışı altında yemeğimi bitirip tekrar otelime dönüyor derin uyku çekip sabah kahvaltısı ftg. makinemi kapıp eski şehre heyecanla dalıyorum, çevresi sur larla kaplı dar sokaklar yüzlerce yıllık evlerde hala yaşam var kendine özgü kokusu ve mistik havası derken fotoğraf çekmeye başlıyorum. Mandalina anlamına gelen “Tangerine” kelimesi adını bu meyveyi Avrupa’ya ilk kez tanıtan Tanca limanından almaktadır. 2500 yıllık bu tarihi kent meşhur plajlarıyla ve kendine özgü evleriyle tanınır. Fas’ın önemli turistik merkezlerinden biridir. Kendine has mimarisini daha yakından tanıyacağınız Tanca’da çeşitli orijinal Arap işi el yapımı ürünlerini kolayca bulabilirsiniz.

1943 / 1956 arasında Tanca sekiz ülkenin yönettiği uluslararası bölge iken Casusların, oğlancıların, uyuşturucu düşkünlerinin, heyecan arayan sanatçıların, yazarların, kaçakların, sürgünlerin şehri imiş1956 bağımsızlıktan sonra ciddi önlemler sayesinde bu sorunlar bitmiş, şimdilerde uluslar arası lima ve ticaret şehri olduğu gibi neredeyse başta Avrupalılar olmak üzere Dünya nın her her ülkesinden turist görmek mümkün. feribotla yarım saatte İspanya ya geçilebiliyor, coğrafya olarak ilginç ve stratejik bir konumda.

Dünya nın en ünlü gezginlerinden İbn Batuta 1304'te bu kentte doğmuş, 20 yaşına dek burada yaşamış, Hac'a diye yola çıkıp dünyayı dolaşmadan, Ortadoğu'yu, Afrika'yı, Kafkaslar'ı arşınlayıp, Hindistan ve Çin e kadar gitmiş. Sonra doğduğu kente dönmüş yine, 'Seyahatnamesi'ni yazdıktan sonra 1377'de burada ölmüş.

Tanca Herkül efsanesine ev sahipliği yapan kanttir Herkül önüne çıkan güçlü kuvvetli yaratıkları yendikten, tüm engelleri aştıktan sonra burada, Akdeniz'in okyanusa açıldığı bu kıyıdaki mağaraların serinliğinde dinlenmiş. Bağrına bastırarak hakkından geldiği Ante ise, Roma döneminden kalma bir villanın yıkıntıları arasında bulunan seramikteki Latince ibareye bakılırsa, Tanca'yı kurmuş. Arapların Tanga dedikleri kentin adı 'Taşıma toprak' anlamına geliyor. Bir halk söylencesine göre kuşların getirip kıyıya bıraktıkları topraklar üzerine kurulmuş. Kuşlar, ebabil kuşları, Kuran'da anlatıldığı gibi, Uhud Savaşı'nda düşmana nasıl taş atıp müşrikleri öldürmüşlerse, Tanca'nın toprağını da uzaktan, kuzeyin uçsuz bucaksız düzlüklerinden buraya dek taşımış olabilirler.

Tancanın bir özelliğide, kıyıda oturup bir kahve içerken aynı anda Afrika ve Avrupa kıtasını görebiliyor olmanız hatta İspanya kıyısındaki evleri bile görebiliyorsunuz.Cebeli Tarık boğazı Akdeniz’in batı ucunu
Afrika kıtası, Avrupa kıtasının'nın güneyinde, Atlas Okyanusu'nun doğusunda, Akdeniz ile
Atlantik okyanusunu birleştirir. Ulaşım yönünden oynadığı rol itibariyle ve jeopolitik bakımdan en önemli boğazlardan biridir. Deniz geçidinin önemi
Atlas Okyanusu veye Atlantik, Pasifik 'den sonraki en büyük ikinci okyanustur. Bir zamanlar tek parça olan ata kıtanın bölünmesiyle oluşmuş olup, Avrupa ve Afrika 'yı birbirinden ayırır.
Süveyş kanalının açılması ile önemi daha da artmıştır. Takriben 60 km uzunluğunda olan Boğaz Afrika’nın kuzey kıyısı ile İber yarımadasının güney kıyısı arasında uzanır. En geniş noktası Trafalgar Burnu ile Spartel Burnu arasında 44 km, en dar noktası ise Cires Burnu ile Tarija Burnunun doğusunda 14,2 km’dir. Boğaz’ın ortası, en sığ noktası olup derinliği 324 m’dir. Dünyanın çeşitli devletlerince boğaz altından bir tünelin geçirilmesi düşünülmüş ve plânı hazırlanmış ise de, tatbik sahasına konulmamıştır. Boğaz’da; yüzeyde doğudan batıya giden kuvvetli bir akıntı vardır. Derinlerde ise daha zayıf bir akıntı Akdeniz’den Atlantik Okyanusuna akar. Cebelitarık Boğazının her iki yanı da sarp kayalıklarla çevrilidir. Bitki örtüsü bakımından Boğaz’ın iki yakasında beraberlik görülür. Boğaz’dan yılda 8000 e yakın gemi geçer. Her iki kıyısı da İngilizlerin elindedir. Boğaz’ın Afrika kıyısında bulunan Tanca ise milletlerarası bir statüye bağlanmıştır. Bu statü belli bir devletin buraya yerleşmesine mâni olmaktadır. Tanca nın güzel atmosferinden istemeyerekte olsa Kazablanka trenine binip bir bir gece kaldıktan sonra güzel anılar ve fotoğraflarla İstanbul uçağıma biniyorum. Bir sonraki gezim için bakalım rüzgâr beni nereye atacak :)