PARATY; Muhteşem
doğa içerisinde, 1960 li yllardan kalma, şirin, ucuz tatil
kasabası, Rio De Jenerio’ya 4 saatlik mesafede, Bizim Göcek
taraflarını anımsatan, tertemiz koylar var. Koylarda onlarca
küçük adalar, her taraf yeşilin her tonunda orman, kasaba
içinde yollar taş, seyyar satıcılar sokaklara serpilmiş,
bağırarak müşteri çekmeye çalışıyorlar. Her mekânda, salsa
türü müzik, yerel halk adeta dans edercesine yürüyor, yarı
çıplak. Taş döşeli sokaklarda atların çektiği fayton arabaların
teker ve atların nal sesleri, ayrı bir nağme katıyor, müzik
seslerine. Çevredeki dağların eteklerine kadar inmiş bulutlar
da romantizm in dekorunu tamamlıyor adeta.
Akşam bu şirin kasabada balık, şarap keyfi yapıyoruz
şairane ve ertesi gün sabah, Gulet türü bir tekne kiralayıp,
basıyoruz yelkenleri, koylarda orman ile denizin seviştiği
küçük ıssız kumsallarda, yelkenleri boca edip, berrak
Atlantik okyanusunun sularında yüzüyoruz. Yelken ve balık
tutmak benim yaşam tarzımın içinde olduğundan, biraz yüzüp,
serinledikten sonra, oltamı sallandırıyorum denizin derinliklerine,
boş yok, deniz balık kaynıyor. Akşam teknemizdeki menüde
balık var.
Gecelemek için bir koyda demirlediğimizde, yakınımızda
birkaç tekne de gecelemek için demir atıyor. Teknelerden
birinde 12 yaşlarında dişlerinde ortodon tedavisi gördüğünden,
gümüş renkli tellerle daha da sempatikleşmiş küçük bir
kız var, ama asıl dikkatimi çeken kucağındaki 0 numara
pinçır cinsi 4 yaşındaki köpeği. Ben de nerdeyse iki aydır
köpeğim Thor u görmediğimden, komşu tekneyle gereken dostluğu
kurup hemen transferimi yaparak, küçük kızla, ortak dilimiz
olmamasına rağmen dostluğumu ilerlettim. Ben her zaman
savunmuşumdur, bazen ortak dil olmasa da olur, saatlerce
ben, küçük kız ve köpeği konuştuk, oynadık, güldük. Arkadaşlarım
merak ve hayretler içinde. Gece ilerleyen saatlerde, küçük
arkadaşım ve minik köpeği, beni öperek iyi geceler dileyip,
teknelerine döndüler, sabah bizden önce uyanmış, benim
uyanmamı beklerken buldum onları, elinde dijital kamerası,
beraber fotoğraf çektirdik. Düşünüyorum bu dostluğun adı
ilahi aşk olabilir, e-maillerimizi veriyoruz birbirimize,
o Portekizce yazacak, ben İngilizce...
Sabah Atlantik okyanusunun bu güzel köşesinden vira bismillah
deyip çapamızı alıyoruz, rüzgârımız idare eder, denizde
dalga boyu 50 cm. teknemiz 18 metre olduğundan sancak,
iskele yalpalayarak yol alıyoruz. Bir ara hava sertleşiyor,
arkadaşlarıma korkmamalarını, dümende Barbarosların torunlarından
biri var dediğimde ciddiye alıp soru yağmuruna tutuyorlar
beni. Bunun bir deyim olduğunu anlatıyorum onlara. Allahtan
o sırada Atlantik okyanusunun sakinlerinden, sevimli yunuslar
teknemize sürü halinde eşlik etmeye başlıyorlar, atlayıp
suya düşüşleri, hızla giderken suyu yarmaları ve suyun
sesi, ayrı güzellik katıyor gezimize. Biz seyir halindeyken,
birçok son model yelkenli gezi tekneleri ile selamlaşıyoruz,
tekne üzerindeki bacak boyları uzun, minicik bikinili
kızlar, bizim hantal teknemize öpücükler atıyor, bizim
çocuklar gırgırına bağrışmaları hem boşuna ve de çok komik
oluyor.
Başka bir akşam yine gecelemek için bir koyda demirliyoruz.
Kıyıya çok yakın olmamıza rağmen derinlik yeterli, kumsalın
bitişiğinden başlayan ormanda, küçük maymunlar varlığımızdan
rahatsız olmuşa benziyor, garip zıplamalar ve çıkardıkları
seslerden anlıyorum, Bu arada oldukça büyük, çeşitli kuşlar
görüyorum, koyu yeşil ormanın içinde, rengârenk. Biraz
zoom yaparak birkaçını çekebiliyorum. Çektiğim kuş fotoğraflarına
bakıyorum da, hiçbir ressam, tablolarında bu renkleri
veremez. Sabah kahvaltısından sonra, çapamızı ve rüzgârı
arkamıza alıp, pupa yelken, Paraty’e dönüş yolculuğumuz
başlıyor, Hemen hemen tüm gün pupa yol aldığımızdan, yüz
renklerinin sararmasından, denize uzak olanlar anlaşılıyor.
Tekne gezimiz burada sona eriyor.
Kasabada biraz daha oyalanıp, çevre gezileri yaptıktan
sonra, Bu bölgedeki nehirlerden birine rafting yapmaya
gidiyoruz, Rafting her zaman heyecan duyduğum bir spor,
Hep beraber bağıra, çağıra parkuru tamamlıyoruz, ancak
geçen yıl Uganda’da Nil nehrinin Victoria gölünden doğduğu
kısımdaki yaptığım rafting zevkini alamıyorum burada.
Arkadaşlarımın çoğu ilk kez rafting yaptıklarından, onlar
çok mutlu oluyorlar. Son durağımız Rio De Jenerio ya,
yılbaşı kutlamalarına katılmak üzere yola çıkıyoruz. Bekle
bizi Copacabana...