BUENOS AIRES, Tango ülkesinin
başkenti. Arjantin’in coğrafya ve vahşi doğasında fotoğraf
çekme gezintim bittiğinde, Buenos Aires e geçtim, şehir
düzenli, temiz, bloklar arasında büyük Parklara sahip ve
çok güzel şehir içi ağaçlandırması yapılmış, şehrin içinden
geçen Rio de la Plata deltası üzerindeki gemiler ve özellikle
yelkenli tekneler bu şehre ayrı güzellik veriyor.
Akşamüstü çalışma saati bittiğinde herkes kendi mahallesinde,
mahalle sakinlerinden kurulu orkestra, müziğe başlıyor,
müziğin temposunu duyan mahalleli orkestra etrafındaki
kalabalığı, suya atılan taş misali dalga dalga büyütüyor
ve çoluk çocuk, genci yaşlısı dans etmeye başlıyor, müziğin
temposu o kadar coşkulu ki benim bile içim kıpır kıpır
oluyor. Belli bir saate kadar samba, salsa yapılıyor sonrasında
müzik ve dans yerini Tango’ya bırakıyor. Buenos Aires
ten sonra Uruguay’ın başkenti Montevideo’daki izlediğim
tango gösterileri de aynı güzellikteydi. Türkiye de birkaç
kere Tango gösterisi izlemiştim, ancak burada ki izlediğim
tangolarla inanın alakası yok. Arjantin de sadece dans
etmiyorlar, estetik ve seksi vücut hareketlerinin yanı
sıra yüz ifadeleri, mimikleri ile geçmişteki bir aşk olayını,
bu aşktan kaynaklanan kavgaları, düelloları ve aşkın mutlu
ya da acı sonla bittiğini algılayabiliyorsunuz.
TANGO aslında sosyal bir dans olup, 1890 lı yıllarda
Buenos Aires ve Uruguay ın başkenti Montevideo da Avrupa‘dan
gelen göçmenler, özelliklede Sicilya, Endülüs ten gelen
göçmenler kendi kültürlerini de getirmişler. Afrikalı
köleler, G.Amerika’nın yerlileri ve melez kadınlar iç
içe yaşıyorlarmış. Bu kültür karışımından, Kızılderili
ritmi Milonga, Afrika tamtamlarının tempo vuruşu ve Latin
etkisi ile yeni müzik stili doğmuş. 1900 lü yılların başında
orkestralar ve dansçılar Avrupa ya gitmişler. Paris ten
sonra Londra, Berlin gibi Başkentlerde dansı ve müziği
çok rağbet gördüğünden tüm Avrupa da yaygın hale gelmiş.1913
lerde New York ve Amerika da yaygınlaşmış, sevilmiştir.
Sonrasında Tango dansı ve müziği tüm dünya balo salonlarında
boy göstermiştir. 1920 lerde tango Türkiye yede girmiş,
1950 yılından sonra ise Dünyada yeni müzik akımlarının
başlamasıyla da önemini yitirmeye başlamış.
Buenos Aires’te gittiğim, 1858 yılında açılan Cafe Tortoni
o günden bu güne, Tango gösterilerine hiç ara vermeden
her gece devam etmektedir. Benim izlediğim gece de gösteri
bittikten sonra, müzik devam etti, bu zaman diliminde
de bizler tango yapmaya çalıştık. Tangonun izlerini sürdüğümde
Uruguay’ın Colonia kasabasına yolum düşüyor, inanılmaz
görüntülerle karşılaşıyorum bu küçük kasabada, 1935 yıllarından
kalma sokaklar, evler ve sokaklardaki arabalar bile o
yıllara ait olduğu gibi halen çalışıyorlar. Kendimi geçmişe
yolculuk yaparken buldum adeta. Tüm Güney Amerika gezimin
en romantik ve ilgi çekici bölümü olan Buenos Aires ve
Montevideo’ daki Tango sarhoşluğumu geride bırakarak IGUAZU
şelalesine doğru yola çıktım.