Peninsula Valdes - Arjantin

PENİNSULA VALDES yarım adası ve iki iç denizin bulunduğu Balinaları ile ünlü, Güney Amerika seyahatimin heyecanlı tekne macerasına doğru, Birkaç günlük yorucu kamyon yolculuğundan sonra ulaşıyoruz. Kısmen de soğuklardan kurtuluyoruz. Şehir kenarında kampımızı kuruyoruz. İlk gün şehirde alış, veriş, telefon, Internet gibi işlerimizi hallediyoruz ki buraya geliş amacımız, Peninsula Valdes yarımadasına gidip, bu bölgenin vahşi yaşamını incelemek.

Bu bölgede boyları 18 metre, ağırlıkları 40 ton a kadar ulaşan sürüler halinde yaşayan, İspermeçet balinaları, deniz filleri, denizaslanları, fokları ve kara bölümünde ise kuş çeşitliliği ile dünyanın ilgi odağı. Puerto Madryn den 81 km ilerdeki Nuevo körfezindeki Piramide köyüne gidip. 12 metrelilik tekne kiralayıp denize açıldık. Dürbünle deniz yüzeyini tarayarak ilerliyoruz. Bir süre sonra denizden suların havaya püskürdüğünü görüp o yöne doğru hızla hareket ediyoruz. Birkaç yüz metre kaldığında hızımızı kesip oldukça yavaşlıyoruz ve balina sürüsüne 8 metre kadar yakınız, kalbimizin gümbürtüsünden ürküp gitmezler diye dua ediyorum. Bir tanesinin 4–5 metre boyunda yavrusu da var, annesinin etrafında oynaşıp duruyor. Arada bir hep beraber dalışa geçiyorlar son olarak büyük kuyruğu havaya kalkıp, dev bir tokat gibi suya çarptığında görülmeye değer müthiş görüntüler ortaya çıkıyor ve ben hazır kıta gibi beklediğimden bu tür olağan üstü görüntülerden yakalayabildim. Zevkten, mutluluktan adeta uçuyorum. Bir de balinalar su üstüne çıktıktan sonra nefes verişlerinde 5–6 metreye kadar su püskürtmeleri ve o an çıkardıkları ses ürkütücü olmakla birlikte, gerçekten muhteşem ötesi. Düşünsenize bir belgeselin içinde figüran gibi hissediyorum kendimi. Balinalara yaklaşırken su üstünde dalışa geçmiş denizaltı sanabilirsiniz biraz daha uzaktan bakıyorsanız denizin ortasında kaya var diye düşünebilirsiniz. ,anladığım kadarı ile balinalarda meraklı memeliler, bazen biz çok yaklaştığımızdan onlara zarar vermemek için teknenin motorunu durduruyoruz, o zaman da balinalarda tekneye sürtünecek kadar yakına gelip adeta onlar da bizi inceliyor. Gerçi yavrusu olan arada bir saldırgan davranışlar sergiliyordu, sonrasında bizlerden bir zarar gelmeyeceğini büyük olasılıkla hissedip sakinleşti. Tabi ben bir gözümle izliyor diğeriyle de kameramın. vizöründen bakıp deklanşörüme basıyordum.

Memeli hayvan sınıfında olan balinalar, Akciğer solunumu yaparlar, 8 türü bulunur, derilerinin altında 30-40 cm. kalınlığında yağ tabakası olduğundan, genellikle soğuk denizlerde yaşarlar. 15-100 sayılık sürüler halinde dolaşırlar. Kendilerine özgü sesler çıkararak haberleştikleri bilim adamlarınca tesbit edilmiştir. 10-20 dakikada bir su ustüne çıkarak nefes alırlar, gerektiğinde ise 90 dakika kadar su altında kalabiliyorlar. Katil balinalar hariç, diğerleri plankton, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenirler, katil balinalar ise fokların ve yunusların baş düşmanıdır.

Günümüzde özellikle Japonlar başta olmak üzere, uzak doğuda Balina eti çokça tüketilmektedir. Ayrıca balina yağı kozmetik sanayinde önemli maddedir, iç organlarından gübre imal edilmektedir. Bu nedenle Dünyada adeta balina soykırımı yapılmaktadır.

Balinalardan sonra karaya çıkıp. Kara yolu ile deniz filleri, aslanları ve penguenlerin koloni halinde yaşadığı bölgeye geçtik. Onlar da ayrı güzellik, fazla yaklaşmadan görüntüleri karelemeye başladım. Deniz filleri ve aslanları sanırım biraz tembel hayvanlar, yatıp duruyor, arada bir yatış pozisyonunu değiştirip, böğürürcesine sesler çıkarıp dişilerine kur yapıyorlar, tüm hayvanlarda olduğu gibi yavrular çok sevimli. Penguenler o paytak sallana sallana yürümeleri bana Şarlo’yu hatırlattı, cana yakın sevimli şeyler, bizlerden korkmamaları ise ilginçti, birkaç tanesi yanıma kadar geldiler, sanki banim özel modellerimmiş gibi pozlar verdiler, sanırım tanrının sevgili kullarından biriyim.
Dişi penguenler yumurtalarını çıkardıktan sonra, yumurtayı babaya bırakıp, beslenmek üzere denize dönüyor, bu arada baba kuluçkaya yatıyormuş, birkaç ay sonra dönen anne, yavruyu beslemeye başlıyor, aylarca aç kalan baba beslenmeye gidiyormuş. Penguenler eşlerden biri ölünceye kadar, birbirlerine sadık kalmaları ise bana çok ilginç geldi. Binlerce penguen genellikle bir arada yaşıyorlar, baktığınızda hepsi birbirine benziyor, yani gözle ayırt etmek mümkün değil, öğrendim ki birbirlerini seslerinden tanıyorlarmış.

Sonrasında o bölgede bulunan müzeye gittim. Bana göre en ilginç materyal,1000 yıllık, iskeleti eksiksiz, 20 metrelik balina fosili ve Müzenin dışında da yörenin yabanıl yaşamındaki hayvanları koruması için açık havadaki dev İsa heykeli idi.