El Calatafe - Arjantin

El Chalten’den 4 saat mesafedeki EL CALAFATE’ye geçtik. Büyükçe, yolları çok muntazam, temiz bakımlı bir kasaba, Internet var, pizza var. Pizza dedim de akşam yemeğinde pizza siparişi verdim, o kadar büyüktü ki iki gün pizza yemek zorunda kaldım. El Calafate’yi üs olarak seçip konaklamamızın sebebi bu bölgenin Los GLACİARES National Park olması ve meşhur Glaciares buzulunun da, 600 bin hektarlık bölgede bulunması. Bu bölgenin büyük bölümünü, kamyonumuzla gidip bazı görüntüler aldıktan sonra, Glaciares buzulunu yakından karelemek için kilometrelerce de yürümek zorunda kaldım. Birkaç saat sonra buzullara 200 metre kadar yaklaşmıştım. Bilmiyorum neden heyecandan titriyordum, öyle bir görüntü ki buzlardaki ışık kırılmaları beyazın yanında grinin ve mavinin bütün tonlarını bir arada görebiliyorum. Buzulun genişliği yer yer 5km. Buluyor uzunluğu ise 48 km. gölden yüksekliği 60 metre kadar, zaman zaman gök gürültüsünü andıran sesle irkiliyorum, bu buzların çatladığı andaki ses imiş. Buzulun iki tarafında yüksek dağlar, her taraf yeşil orman, dağların üst kısımları yoğun sis içinde, sanki rüya görüyorum. Daha önce El Calten’de ki buzullarda gördüğüm kirlilik burada da var, tabiî ki üzücü geliyor bana. Bu geziyi yaptığım kasım ayında Güney Amerika’da yaz mevsimi yaşanıyor, hava sıcaklığı +5 santigrat buna rağmen etraf yeşil bazı bitkiler rengârenk çiçeklerini açmış ki buzulların fotoğrafını çekerken görüntüye çiçekleri de alıyorum, karelerime ayrı bir güzellik katacağına inanıyorum. Etraf o kadar sessiz ki arada kuş sesleri olmasa kendimi başka gezegende sanacağım. Bazen de büyük kütle buzlar ısınmanın etkisiyle yerinden kopuyor, büyük gürültü ile göle düşüyor, düştüğünde çıkardığı ses ve görüntü muhteşem ötesi sabırla bekliyorum böyle bir görüntü almak çabasıyla ancak yorgunluk, soğuk ve hayranlıkla izleme ve hayaller neticesinde bu tür görüntü yakalayamıyorum.

Los Glaciares buzulu ve çevresi 1937 yılında keşfedilmiş, 1971 yılında şu anki sınırları tespit edilmiş, 1981 yılında da UNESCO tarafından dünya sit alanı ilan edilmiştir. Deniz seviyesinden bin yüz metre yükseklikte bulunması, senenin 10 ayı 0 ve eksi soğuklukta olması dolayısıyla, kış şartlarına uyum gösterebilen geyikler, bazı kemirgenler, kuşlar ve dağ aslanı olarak bilinen Puma lara ev sahipliği yapmaktadır. Soğuk, kar ve sert rüzgârlardan dolayı toprak üstü bitkiler kısa süren (2 ay) yaz aylarında yeşerip çiçeklerini açarlar, ancak buzul’un yanındaki göl, vadide ve iki yanındaki dorukları sisle kaplı dağlar Kayın (Nothofagus) ormanları ile kaplıdır. Bu bölgede yerleşim alanı olmadığından, gelip görmek, fotoğraf çekmek isteyenlerin sayısı da çok az olduğundan, burada yaşayan hayvanları yakından görmek izlemek mümkün. Geyikleri, Pumaları ayak ve dışkı izlerinden takip ederseniz, kuşların da seslerini dinleyerek izlerseniz, fotoğraflamanız büyük olasıdır. Dünyadaki cennet köşelerden biri olan, El Calafate’den ayrılıp Arjantin’den tekrar Şili’ye geçiş yaptım .