Kenya’dan, Uganda’ya geçmek için, Malapa sınır kapısında,
büyük bir karmaşa içinde olmasına rağmen yarım saat içinde
vize ve geçiş işlemlerimi tamamlanıp Uganda’ya giriş yaptım.
Başkent KAMPALA’ya ulaştığımda gözlemlerim şöyle oluştu;
şehir düzenli idi ama yeterince temiz değildi, trafikte
eski model araçlar, binlerce bisiklet ve motosiklet trafiği
iyice karmaşık hale getiriyordu. Kent varoşlarında ki
kamp alnına yerleştiğimde kampın etrafı üç metrelik duvarlarla
çevrili ve üzerinde elektik verilmiş tel örgüleri görünce
bu ülkenin de güvenli olmadığını anladım. Gece Kampala’da
canlı müzik olan bir bara gittim, yerel müzikler güzeldi
ama ayak uydurup dans etmekte çok zorlandım. Oldukça kıvrak
bedene sahip olmak gerekiyor. Bir gün oyalandıktan sonra,
Mukono-Namataha-Ugazi-Myenge kasabalarını beş saatte geçtikten
sonra Nil nehrinin doğduğu VICTORIA gölü kıyısındaki JINJA
şehrine ulaştım.
Nil nehrinin doğduğu JİNJA’da 35 km.lik parkurda rafting
yapmaya karar verdim. Ben önce katılmayı düşünmedim çünkü
bu bölümde Nil nehri deli ve debisi yüksek, ayrıca birçok
yerde 5–6 metrelik küçük şelaleleri olan tehlikeli bir
parkurdu, ancak merakıma da yenik düşüp katılmaya karar
verdim. Nil nehrinin, Victoria gölünden doğduğu kabul
edilir. Bu göl 1333 m. rakımda, 70 bin km² dir. Kenya-Uganda-Rwanda
ve Tanzanya ülkeleri ile çevrilidir. Victoria gölünden,
Mısır’da Akdeniz’e döküldüğü yere kadar ki uzunluğu ise
5600 km. dir.
Firavun döneminde Hapi, Yunanlılar döneminde Khrysonoas,
Araplarda ise Bahr (deniz) isimleri ile anılır. Nil, bölgesinde
3,5 milyon km² alana hayat verir. Ancak coğrafyacılar
Nil nehrinin, Burundi’deki KASUMO ırmağından, aşağı bölgelerde
ise, Victoria gölüne dökülen KAGERA adlı ırmağı, Nil’in
doğduğu yer olarak kabul ederler ve uzunluğunu 6700 km
olarak saptamışlardır.
Victoria gölünden çıkan Nil, KYOGA gölüne girer, buradan
da, MOBUTU SESE SEKO gölüne akış yapar, daha sonra ALBERT
NILE adında Sudan topraklarına girer ki, buradan itibaren
de Araplar Bahrül Cebel (dağın ırmağı) adıyla anarlar.
Avrupalılar ise Beyaz Nil diye isimlendirirler. Kısaca
Nil, Burundi-Rwanda-Tanzanya-Uganda-Kenya-Zaire (Kongo
Demokratik Cumhuriyeti)-Etiyopya-Sudan-Mısır gibi ülkelerden
ve ekvatordan geçen; 8000 m3/sn ortalama debisi ile binlerce
yıldır geçtiği yerlere hayat veren bir nehir. Üzerinde
nakliyecilik ve turizm yapılmaktadır. Ayrıca, Delta, Asyüt,
Nag Hamadi, Esneh, Cebel Evliya, Sennar, Owen Falls adlı
Barajlar vardır ve dünyanın en büyüklerinden olan ASWAN
barajı da, bu nehir üzerindedir.
Nil, geçtiği tüm ülkeler ve özellikle Mısır için, sulama,
hidroelektrik, üretim sağlayan Tanrının hediyesi olarak
kabul edilen bir nehirdir.
Antik çağlarda ise, Mısırlılar, Nil’i, Tanrının gönderdiği
iyi bir cin olarak kabul ederlerdi ve saygı gösterirlerdi.
Evet, Nil nehrinin Coğrafya konumunu böylesine kısa bir
yazıyla anlatmaya çalıştıktan sonra UGANDA’ya dönüyorum.
Winston Churchill’in de anılarında yazdığı gibi, ormanları,
sık sarmaşıkları, gölleri, nehirleri ve vahşi yaşamı ile
tartışmasız Afrika’nın en güzel ülkelerinden birisidir.
Jinja’da bir haftalık kamp kuracağım için. Burada hazırlıklarımı
tamamladım. Özellikle Afrika’da kapalı su stokları gerekiyor,
yiyeceklerimizi, kamp için bazı temel ihtiyaçları aldıktan
sonra, gölden ve şehirden 17 km. uzaklıktaki kamp alanına
geldim. Ama gelirken yol diyemeyeceğimiz, belki patikanın
biraz düzgünü olan güzergâhtaki bir saatlik yolculuk ta
tüm iç organlarımın yerini değiştirmişti. Ama değdi. Çünkü
Cangıl ormanların arasında nazlı gelin gibi süzülen Nil
nehrinin manzarası, insana şair ya da âşık olma hissini
yaşatıyordu. Gece muhteşem, ay dolunay, Nil gümüş gibi
parlıyor, ormanın yeşili koyu karanlık, tüm bunlara Afrika’nın
kendine özgü kuşlarının şakıması da geceye ayrı bir renk
katıyordu.
Ertesi gün MZUNGU’ ların varlığı, çocukların oldukça
ilgisini çekti. Vücut dili ve gözlerimle konuştum, iletişim
kurmaya çalıştım. Öğleden sonra Hollanda’lı rafting tur
lideri bize brifing verdi, özellikle tehlikeleri, daha
dikkatli olmam adına abartarak anlattı. Brifing bittikten
sonra, çevreyi dolaşmaya çıktım. Bana uğultulu nağmeleriyle
eşlik eden Nil nehrinin üzerinde, patikalarda, ormanda
gezindikten sonra akşam yemeği hazırlıkları için kamp
alanıma döndüm.
Ertesi gün sabah erkenden kalkarak, bir kamyonet üstünde
raftingin başlangıç noktasına vardım. Bot liderimiz, son
hazırlıklar olarak kaskımı, can yeleğimi, dizliklerimi
giymemi söyledikten sonra kendimi botun üstünde buldum.
Heyecanım son noktada. Fotoğraf makinemi, nehir kıyısında
yerli rehberime bıraktım ve o da sağ olsun gideceğim yere
kıyıdan eşlik ederek birçok fotoğraf çekti. 35 Km. uzunluğundaki
bu parkuru 5 saatten fazla bir sürede; heyecanlı, korkulu,
çığlıklarla ve botumuzun altı kere alobora olmasıyla,
ama çok zevkli bir şekilde tamamladım. Parkurun bittiği
yerde barbekü partisi ve biralar beni bekliyordu. Ateş
başında biraz ısındıktan sonra yorgun ve acıkmış halde
ızgaradaki etlere saldırdım. Bütün bunların sonunda bir
sürpriz beni bekliyordu; Beni ve botları almaya gelen
kamyonete bindim, yola çıktım. Dönüş orman içinde toprak
yoldan kampıma 50 km.lik bir mesafede aniden bastıran
tropikal sağanak yağmura yakalandım. Halim çok komikti.
Gittiğim Afrika ülkelerinde, bir iz ya da anı bırakmak
için kimsesiz çocuk yuvaları veya okulları ziyaret ederdim.
Uganda’da da ziyaret ettiğim ilkokulun sınıflarından birinin
duvarlarına yağlı boya ile vücut organlarını anlatan şemalar,
l,5 m2 boyutlarında Uganda haritasını ve bazı eğitici
tabloları çizip boyadım. Çocukların ders aralarında, ben
de bu yardım çalışmama ara vererek, onlarla bahçede bağıra
çağıra futbol oynayarak, gözlerinde sevgiden başka bir
şey olmayan bu çocukların anılarındaki yerimi almak, beni
yeterince mutlu etti.
Yeni bir gün; Kapchorida kasabasında mola verip, SIPI
FALLS şelalelerini gezdim. Bu şelaleyi yakından görebilmek
için gidiş-dönüş toplam 4 saatlik zor bir yürüyüş yaptım,
şelaleye giden yol inişli, çıkışlı zor bir parkurdu, yürüyüşler
sonunda yorgunluktan maymunlara benzediğimi fark ettim.
Kamyonumuz Demokratik Congo’ya doğru giderken, bir tabela
dikkatimizi çekti, Uganda EKVATOR çizgisi. Bu çizgi sembolik
olarak yola işaretlenmişti orada durup hatıra fotoğrafı
çektirdim. Ekvator çizgisinin kuzeyine ve güneyine l,5
metre mesafedeki hunileri suyla doldurup içine kırmızı
çiçek yaprağı koyduk. Huninin tıpasını çekince su aşağı
akmaya başladı, kuzeydeki hunide su saat yönünde, güneydekinde
ise, tersine girdap yaparak boşalmaya devam etti. Kırmızı
çiçek yaprağının girdaptaki dönüşünü net bir şekilde,
hayretle izledim.
Uganda’nın ilginç köşelerinden biri olan BUNYANI gölüne
giden l8 km. lik, katırların bile zor gidebileceği yolu
kamyonumuz bir saatte gidebildi. Bünyani gölünün kenarındaki
kampa yerleştik. İsviçre Alpleri ya da Karadeniz yaylalarını
andıran güzelliğe sahip, 2200 metre yükseklikteki bu göl
64 km2 olup, çevresi 2478 metre yükseklikteki muhteşem
dağlarla çevrili ve Afrika’nın Tanganyıka gölünden sonra
en yüksekte, Afrika’nın en derin göl olmasıyla tanınıyor.
Gölün en derin noktası 1976 metre. Akşam notlarımı yazmak
üzere bir kenara çekildim. Gaz lambasının ışığında bir
an kendimi ilk Afrika kâşiflerinin duygularına yakın bir
hisse kapıldım. Bu gölde iki gün kaldım, birinci gün dev
ağaçlardan oyulmuş kanolar ve arkasına takılan motor ile
gölün durgun sularını yararak l,5 saat süren göl sefasından
sonra gölün karşı kıyısına geçtim. Ayrıca l,5 saatlik
patika yürüyüşünden sonra o bölgede yaşayan Pigme’lerin
köyüne ulaştım. Pigme’lerin danslı, şarkılı gösterileri
ile karşılandım. 3–4 Yaşındaki çocuklar bile dans ediyorlardı
sanki oyuncak bebek gibiydiler. Bu arada Türkiye’den gelirken,
öğrencilerin yapıp sattıkları boncuklu takılardan yanıma
almıştım, bunları oradaki çocuklara dağıttığımda inanılmaz
sevindiler. Bir saat kadar süren bu gösterilerden sonra
beni uğurladılar. Aynı yolla kampıma döndüm bir gün tembellik
yaptıktan sonra, Uganda’nın D.Kongo sınırındaki Kisaro
kasabasına geldik, hepimizde heyecan dorukta, geceledikten
sonra, ertesi gün Demokratik Kongo’ya geçiş yapıp, Ganinga
dağına gideceğiz, Dünyada sayıları sadece 650 kadar kalmış,
nesilleri tükenmekte olan gümüş sırtlı gorilleri gözlemleyip,
çok yakın mesafeden fotoğraflarını çekecegiz.