Nil Nehri'nde Rafting

Kuzeydoğu Afrika’daki bu nehrin, Victoria gölünden doğduğu kabul edilir. Victoria gölü 1333 m. rakımda, 70 bin km² dır. Kenya-Uganda-Rwanda ve Tanzanya ülkeleri ile çevrilidir. Victoria gölünden, Mısır’da Akdenize döküldüğü yere kadarki uzunluğu ise 5600 km. dır.

Firavun döneminde Hapi, Yunanlılar döneminde Khrysonoas, Araplarda ise Bahr (deniz) isimleri ile anılır. Nil, bölgesinde 3,5 milyon km² alana hayat verir. Ancak coğrafyacılar Nil nehrinin, Burundi’deki KASUMO ırmağından, aşağı bölgelerde ise, Victoria gölüne dökülen KAGERA adlı ırmağı, Nil’in doğduğu yer olarak kabul ederler ve uzunluğunu 6700 km olarak saptamışlardır.

Victoria gölünden çıkan Nil, KYOGA gölüne girer, buradan da, MOBUTU SESE SEKO gölüne akış yapar, daha sonra ALBERT NILE adında Sudan topraklarına girer ki, buradan itibaren de Araplar Bahrül Cebel (dağın ırmağı) adıyla anarlar. Avrupalılar ise Beyaz Nil diye isimlendirirler. Kısaca Nil, Burundi-Rwanda-Tanzanya-Uganda-Kenya-Zaire (Kongo Demokratik Cumhuriyeti)-Etyopya-Sudan-Mısır gibi ülkelerden ve ekvatordan geçen; 8000 m3/sn ortalama debisi ile binlerce yıldır geçtiği yerlere hayat veren bir nehir. Üzerinde nakliyecilik ve turizm yapılmaktadır. Ayrıca, Delta, Asyüt, Nag Hamadi, Esneh, Cebel Evliya, Sennar, Owen Falls adlı Barajlar vardır ve dünyanın en büyüklerinden olan ASUAN barajı da, bu nehir üzerindedir.

Nil, geçtiği tüm ülkeler ve özellikle Mısır için, sulama, hidroelektrik, üretim sağlayan Tanrının hediyesi olarak kabul edilen bir nehirdir.

Antik çağlarda ise, Mısırlılar, Nil’i, Tanrının gönderdiği iyi bir cin olarak kabul ederlerdi ve saygı gösterirlerdi. Evet, Nil nehrinin Coğrafya konumunu böylesine kısa bir yazıyla anlatmaya çalıştıktan sonra UGANDA’ya dönüyoruz.

Başkent KAMPALA’dan, arabayla Mukono-Namataha-Ugazi-Myenga kasabalarını geçtikten sonra JINJA şehrine vardık. 200 Bin nüfusu olan bu şehre Rafting yapmak üzere geldik. Dünyanın en zor koşulları olan bu parkur 35 km. uzunluğunda ve suları oldukça azgın, debisi yüksek, 5–6 m.lik düşüşleri var.

Burada bir haftalık kamp kuracağımız için Jinja’da hazırlıklarımızı tamamladık. Özellikle Afrika’da kapalı su stokları gerekiyor, yiyeceklerimizi, kamp için bazı temel ihtiyaçları aldıktan sonra, gölden ve şehirden 17 km. uzaklıktaki kamp alanımıza geldik. Ama gelirken yol diyemeyeceğimiz, belki patikanın biraz düzgünü olan güzergâhtaki bir saatlik yolculuk tüm iç organlarımızın yerini değiştirmişti. Ama değdi. Çünkü Cangıl ormanların arasında nazlı gelin gibi süzülen Nil nehrinin manzarası, insana şair ya da âşık olma hissini yaşatıyordu. Gece muhteşem, ay dolunay, Nil gümüş gibi parlıyor, ormanın yeşili koyu karanlık, tüm bunlara Afrika’nın kendine özgü kuşlarının şakıması da geceye ayrı bir renk katıyordu.

Ertesi gün MZUNGU ların varlığı (beyaz insan) çocukların oldukça ilgisini çekti. Vücut dili ve gözlerimizle konuştuk, iletişim kurmaya çalıştık. Öğleden sonra Hollanda’lı rafting tur liderimiz bize brifing verdi, özellikle tehlikeleri, daha dikkatli olalım diye abartarak anlattı. Brifing bittikten sonra, çevreyi dolaşmaya çıktık. Bize uğultulu nağmeleriyle eşlik eden Nil nehrinin üzerinde, patikalardan ormanda gezindikten sonra akşam yemeği hazırlıkları için kamp alanımıza döndük.

Ertesi gün sabah erkenden kalkarak, bir kamyonet üstünde raftingin başlangıç noktasına vardık. Bot liderimiz, son hazırlıklar olarak kasklarımızı, can yeleklerimizi, dizliklerimizi giymemizi söyledikten sonra kendimizi botun üstünde bulduk. Heyecanımız son noktada. Fotoğraf makinalarımızı, nehir kıyısında yerli rehberimize bıraktık ve o da sağ olsun gideceğimiz yere kıyıdan eşlik ederek hepimizin fotoğraflarını çekti. 35 Km. uzunluğundaki bu parkuru 5 saatten fazla bir sürede; heyecanlı, korkulu, çığlıklarla ama çok zevkli bir şekilde tamamladık. Fotoğraflardan bu heyecanı sizlere yansıtabilmek için işte fotoğraflar diyorum ve yazıyı noktalıyorum.