Çok çeşitli etnik guruplara sahip olan G.Afrika Cumhuriyeti,
Kıt’ada en fazla Avrupa kökenli insanları bünyesinde toplamıştır.
Nüfusu 47 milyon olan G.Afrika yüz ölçümü 1.220.000 Km2
olmasına rağmen, ekilebilir arazi %10,ormanlık alanlar
%7 lik bölümü kapsar. Geriye kalan ise çöller ve steplerle
kaplıdır. Uzun süreli kuraklıklar ise doğal afet boyutlarındadır.
Üç büyük kenti Pretoria, Johannesburg ve Cape Town kıriminal
suç oranında Dünyada ilk sırayı almaktadır, gündüzleri
bile çok dikkatli olmak zorundasınızdır.
Johannesburg’a indikten sonra şehri keşfe çıktım, oldukça
büyük, modern görüntüsü var, ben genelde şehirlerde kareleyecek
görüntü bulamadığımdan, ertesi gün Kruger milli parkına
doğru devam ettim, Kruger milli parkı, Serengeti’ye çok
benziyor, gerek coğrafyası, gerek vahşi yaşam hayatı.
Filler, zürafalar, antilop çeşitleri, et obur yırtıcılar
hep beraber özgürce yaşamaktalar. Milli park içinde butik
oteller, kamp kurulabilecek yerler mevcut, gece çadırınızda
fillerin homurtusu, aslanların kükremesi biraz ürkütücü
gibi gelebilir ama endişe etmenize gerek yok çünkü kamp
sahasının etrafı elektrikli tel çitle koruma altında,
bu durumda vahşi yaşamın tadını çıkartmak lazım. Kruger
milli parkından sonra rotamı, Lesotho kırallığına çeviriyorum.
Lesotho kırallığı, küçük bir ülke, nüfusu 2 milyon kadar
olup, yüzölçümü 30.355 Km2. Deniz seviyesinden oldukça
yüksekte (rakım min.1400 m.) Platolar, dağlarla kaplı,
Başkent Maseru şehir olarak biraz düzgün gibi görüküyorsada,
merkezden biraz uzaklaşınca fakirliğin büyük boyutlarını
görebiliyorsunuz. Güzel olan vahşi yaşama dokunulmamış
olması.
Tekrar G.A. Cumhuriyetine geçiyorum, Port Elizabeth üzerinden,
Cape Town’a geldiğimde, Avrupa şehri görüntüsündeki bu
büyük kent, bilmem neden bende heyecan ve birazda korku
duygularımı tetikledi. Meşhur masa dağına çıktım, şansıma
hava kapalı, kısmen açıldığında şehrin ve okyanusu görüntüsü
muhteşem. C.Town’a giderseniz yapmanız gereken şeylerin
başında, demir kafes içinde dalış yaparak, köpekbalıklarını
doğal ortamda izlemek, Penguenlerin koloni halinde yaşayışlarını
gözlemlemek ve Robben adsına gitmek. Robben adası C.Town
kıyısından 7 Km açıkta küçük bir ada, bu adanın özelliği
Nelson Mandella’nın özgürlük uğruna 33 yıl hapis yattığı
oda, bu adadaki hapishanede bulunmaktadır. Günümüzde bu
adaya, deniz otobüsleri ile turistik turlar düzenlenmektedir,
böyle bir tura katılırsanız, Mandella’nın tutuklu kaldığı
adayı dahi ziyaret edebiliyorsunuz. 8 m2 lik bu odayı
gördüğümde, bir insanın özgürlük uğruna hapis yattığını
düşünmek benim içimi burktu.
Cape Town’dan, kuzeye Nabibya’ya doğru gitmeye başlıyorum,
her taraf yarı çöl, yarı step zaman zaman yol boyunca
bazı tabelalar dikkatimi çekiyor, açıkça anlamı, bu bölgede
sakın durmayın, suç aranı yüksektir. Neyseki kazasız,
belasız Nabibya sınırına ulaşabiliyorum. Ve G.Afrika maceramı
noktalıyorum.